Bazen İlerlemek İçin Durmak Gerekir

Bazen İlerlemek İçin Durmak Gerekir

Bazı kurumlar büyür, bazıları dönüşür. Daha azı ise bu yolculuğu, köklerine bağlı kalarak sürdürebilir. Ben, iş dünyasında gerçek farkın tam da bu noktada ortaya çıktığına inanıyorum: Karar almadan önce alan açmak, yani, yalnızca hıza değil, insana, değerlere ve uzun vadeli etkiye de yer bırakmak. 

Yeşim Grup’ta sıkça dile getirdiğimiz “Köklerden Geleceğe” yaklaşımı, benim için bir sloganın ötesinde, ortak bir duruşu ifade ediyor. Karar alma süreçlerimizden ilişki biçimlerimize, geleceği planlarken benimsediğimiz bakış açısına kadar uzanan bütüncül bir anlayıştan söz ediyoruz. Sürdürülebilirliğe de bu gözle bakıyorum. Yenilikle ilerlerken, bizi biz yapan değerlerle bağını koruyabilen bir denge kurmak, bu yaklaşımın temelini oluşturuyor

Zaman içinde şunu daha net görmeye başladım: Aldığımız her karar, öngördüğümüzden daha geniş bir etki alanı yaratıyor. Bugün küçük görünen tercihlerimiz, yıllar içinde bir kültüre, bir çalışma biçimine ve ortak bir bakış açısına dönüşüyor. Bu nedenle kısa vadeli kazanımlardan çok, geride nasıl bir iz bırakacağımızı önemsiyorum. Kalıcı olanın çoğu zaman rakamlardan ziyade yaklaşımdan beslendiğini düşünüyorum.

Bu yaklaşım, pratikte de karşılığını buluyor. Bu yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilirlik Onur Ödülleri kapsamında Ar-Ge, Makine ve Enerji, Sosyal Uygunluk ve Kurumsal İletişim ekiplerimizle bir araya geldik. Projeleri dinlemek, emeği görünür kılmak ve başarıları birlikte kutlamak, benim için durup bakmaya ve öğrenmeye alan açan çok kıymetli bir an oldu. Çünkü sürdürülebilirlik, birlikte düşünerek ve deneyimi paylaşarak güçleniyor.

Benim için sürdürülebilirlik hiçbir zaman ayrı bir hedef olarak konumlanmadı. Daha çok işin akışıyla birlikte gelişen bir refleks hâlini aldı. Dijitalleşmeden üretim yatırımlarına, sosyal çalışmalardan tedarik zincirine kadar uzanan bu geniş alan, ölçülebilir, şeffaf ve sürekli gelişime açık olduğunda gerçek anlamını buluyor. Öğrenerek ilerleyen, kendini güncelleyebilen bir yapı kurmaya odaklanıyoruz. Başarıyı da bir bitiş çizgisi olarak değil, gelişimin doğal bir devamı olarak görüyorum ve her adım, bir sonrakine alan açtığında değer kazanıyor.

İnovasyon konusu açıldığında teknoloji önemli bir yer tutuyor. Ancak teknolojiye koşmadan önce neye ve neden ihtiyaç duyduğumuzu sorgulamanın her zaman daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Yani asıl farkı yaratan, teknolojinin nasıl kullanıldığıdır. Otomasyon, veri ve dijital sistemler, çalışanların işini kolaylaştırdığında, süreci sadeleştirdiğinde ve yapılan işin değerini daha görünür kıldığında gerçek karşılığını buluyor. İnsanla birlikte ilerleyen çözümler, uzun vadede çok daha sağlam sonuçlar veriyor.

Yeşim’de benimsediğimiz “Önce İnsan” felsefesi, günlük iş yapış biçimlerimize de bu şekilde yansıyor. Aldığımız her kararda bu anlayış kendini bir şekilde hissettiriyor. Birlikte düşündükçe, ürettikçe ve yan yana geldikçe insan odaklılık kendiliğinden güçleniyor. “Sürdürülebilir Gelecek için Söz Ver” etkinliği kapsamında çalışma arkadaşlarımızın bireysel taahhütlerini parmak izleriyle bir ağaca yansıtmaları, kolektif sorumluluğumuzun ne kadar güçlü bir sembole dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi. Eylül ayında bu parmak izleriyle hayat bulan ve yöneticilerimiz tarafından çalışma arkadaşlarımız adına bana takdim edilen Sürdürülebilirlik Ağacı, benim için son derece anlamlı bir armağan oldu.     

Kurum kültürümüz de bu zeminde şekilleniyor. Yazılı metinlerden çok, zor anlarda sergilenen duruşumuz daha belirleyici oluyor. Beklenmedik durumlarda gösterdiğimiz tutarlılık, sorunlar karşısında bir araya gelme refleksi ve farklı bakış açılarına alan açabilme becerimiz bu kültürü besliyor. Sahip olduğumuz çeşitlilik, düşünce yapımızı derinleştiren bir güç hâline geliyor. Güven ortamı oluştukça kapsayıcılık da gündelik bir pratiğe evriliyor.

Bu yaklaşım, kurumsal ilkelerimize de yansıyor. 2016 yılından bu yana yürürlükte olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikamız, bu kültürel duruşun en somut karşılıklarından biri. Liderliğini üstlendiğim Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitemizle birlikte, 2025 yılında hayata geçirilen çalışmaları değerlendirerek 2026 dönemine ilişkin önceliklerimizi ve yol haritamızı belirledik. Yıl boyunca düzenli aralıklarla toplandığımız bu yapı içerisinde, eşitlik, saygı ve kapsayıcılık kurum kültürümüzün ayrılmaz birer parçaları olarak ele alınıyor. Etki odaklı ve sürdürülebilir uygulamalarla, farklılıkların değer gördüğü adil ve güvenli bir çalışma ortamını birlikte güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Bu iç disiplin ve değer seti, dış ilişkilerimize de yön veriyor. İş ortaklarımızla, müşterilerimizle ve içinde bulunduğumuz ekosistemle kurduğumuz ilişkilerde tutarlılık ve şeffaflık benim için belirleyici başlıklar arasında yer alıyor. Geleceğe baktığımda tekstil sektöründe yönün giderek daha netleştiğini görüyorum. Döngüsel ekonomi, izlenebilirlik ve temiz enerji artık işin ayrılmaz parçaları arasında yer alıyor. Ürünlerin ham maddeden son kullanıcıya uzanan yolculuğunu şeffaf biçimde takip edebilmek, çevresel etkiyi azaltırken güven ilişkisini de güçlendiriyor. Söylenenle yapılanın aynı yerde buluştuğu yapılar, uzun vadede sağlam bir zemin oluşturuyor.

Tüm bu yolculuğun merkezinde ise süreklilik yer alıyor. Eğitimden spora, çevreden toplumsal değişime uzanan uzun soluklu çalışmalar bana hep aynı noktayı hatırlatıyor: Etki, zaman içinde büyüdüğünde anlam kazanıyor. Bu noktada Yeşim Grup olarak tek bir proje üzerinden ilerlemek yerine, yıllar boyunca derinleşen ve sürekli kendini geliştiren yaklaşımımız beni motive ediyor.

Gelecek hız talep ediyor; ancak aynı zamanda durup düşünmeyi, köklerle bağı koparmadan yönümüzü yeniden tartmayı da gerektiriyor. Benim için liderlik, değişime açık olurken geldiği yeri unutmadan geleceğe yürüyebilme becerisidir.

Selim Şankaya
Yeşim Grup Co-CEO